Home Yapay Zeka ICE yüz tanıma teknolojisi anayasa dışı mı?

ICE yüz tanıma teknolojisi anayasa dışı mı?

0
ICE yüz tanıma teknolojisi anayasa dışı mı?

Sahadaki yüz taramaları ve yükselen itirazlar

ABD’de ICE ve CBP ekiplerinin sokakta vatandaşlık doğrulamak için yüz biyometrisi kullanması, son günlerde paylaşılan videolarla yeniden gündeme geldi. İlk bulgular, ICE yüz tanıma teknolojisi ile sahada çekilen yüz görüntülerinin bir uygulama üzerinden anında veri tabanlarıyla eşleştirildiğini gösteriyor. Chicago’da kayda geçen bir durdurmada, hükümet kimliği bulunmayan bir gence öğrenci kartı yeterli görülmeyince memurlar mobil uygulamayla yüz taraması yapıyor; ekrandan çıkan isim bilgisi gence doğrulatılıyor. Eleştirmenler, bu uygulamaların makul şüphe olmaksızın yaygın kimlik kontrollerine dönüşebileceğini ve özellikle gençler ile azınlık gruplarını orantısız etkileyebileceğini belirtiyor.

ICE yüz tanıma teknolojisi nasıl çalışıyor, hangi araçlar gündemde?

Chicago’daki durdurmada kullanılan uygulamanın adı netleşmiş değil. Ancak 404 Media’nın daha önce ortaya koyduğu sızıntılar, ICE’ın Mobile Fortify ile çok sayıda devlet veritabanını tek noktadan sorgulayabildiğini ve eşleşmeleri 200 milyon görüntüden oluşan bir havuzla karşılaştırabildiğini gösteriyor. Bu tür araçlar genellikle memurun mobil cihazında bir fotoğraf çekmesi veya mevcut bir görseli sisteme yüklemesiyle çalışıyor; sunucu tarafında yüz özellikleri çıkarılıyor ve olası adaylar skorlanarak memura sunuluyor. Sahadaki iş akışı hız odaklı olduğu için, görsel kalitesi, aydınlatma ve açı gibi unsurlar eşleşme hatalarına neden olabiliyor. Özellikle reşit olmayanların verilerinin nasıl işlendiği, saklama süreleri ve erişim yetkileri konusunda kamuoyuna açık teknik-politika belgeleri sınırlı.

Anayasal ve hukuki tartışma

Hukukçular ve bazı Kongre üyeleri, sokakta sıradan durdurmalar sırasında biyometrik doğrulamanın Anayasa’nın makul arama ve el koyma yasağı bağlamında incelenmesi gerektiğini savunuyor. Eleştiriler üç başlıkta yoğunlaşıyor: i) makul şüphe ve rıza standartlarının, biyometrinin zorla veya fiili baskı altında alınması durumunda karşılanmaması; ii) toplanan verilerin saklanması ve ikincil amaçlarla kullanımı; iii) ırksal profil çıkarma iddialarıyla bağlantılı eşit koruma sorunları. Destek verenler ise bu araçların sahte kimlikle mücadele ve hızlı kimlik teyidi için gerekli olduğunu, sahada geçen sürenin kısaldığını öne sürüyor. Nihai değerlendirme, politikaların nasıl yazıldığı, eğitim ve denetim mekanizmalarının ne kadar güçlü olduğuyla yakından ilişkili.

Kamusal alanda kimlik doğrulamanın sınırları

Geleneksel kimlik kontrolünde birey bir belge ibraz eder; biyometrik doğrulamada ise bireyin yüz özellikleri dijital olarak işlenir ve veritabanlarıyla karşılaştırılır. Bu fark, risk profilini değiştirir: yanlış eşleşme olasılığı, üçüncü taraf veritabanlarına bağımlılık, kayıtların ne kadar süre tutulduğu ve diğer kurumlarla paylaşılıp paylaşılmadığı gibi sorular kritik hale gelir. Ayrıca sahada alınan görüntülerin kanıt niteliği, loglama ve denetlenebilirlik standartları belirlenmedikçe, sonradan hesap verebilirlik zorlaşır. Özel sektör tedarikçilerinin model güncellemeleri ve eğitim verileri üzerindeki şeffaflığı da doğruluk ve önyargı tartışmalarının merkezindedir.

Toplumsal etkiler ve pratik sonuçlar

Görüntü tabanlı kimlik doğrulamanın yaygınlaşması, göçmen topluluklarıyla sınırlı kalmayıp vatandaşları da etkileyebilir. Kamusal alanda sürekli taranma hissi, ifade ve toplanma özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir. Bunun yanında, yanlış pozitif sonuçlar haksız gözaltılara veya gecikmelere yol açabilir. En iyi uygulamalar, saha kullanımı için açık eşiğin tanımlanmasını, rızanın nasıl alınacağına dair net protokolleri, azınlık gruplarındaki hata oranlarını ayrı ayrı raporlamayı ve bağımsız denetimleri içerir. Yasal çerçevenin netleşmesi, hem güvenlik hedefleri hem de temel hakların korunması açısından belirleyicidir.

Şeffaflık ve denetim: ICE yüz tanıma teknolojisi için asgari standartlar

Politika yapıcılar, tedarik sözleşmelerinin yayımlanmasını, model performans metriklerinin bağımsız kuruluşlarca doğrulanmasını ve sıkı veri saklama-kısıtlama kurallarını talep ediyor. Olay bazlı denetim kayıtları, kullanıcı yetki seviyeleri ve hatalı eşleşme bildirim süreçleri açıklandıkça, kamu güveni artabilir. Ayrıca okul çevreleri ve reşit olmayanların yoğun olduğu alanlarda biyometrik uygulamaların ek güvence ve onay mekanizmalarına bağlanması öneriliyor.

Kaynak: Ars Technica

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version